301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
24 Aralık 2015 - Perşembe 11:20
 
Ayşe Hümeyra Ökten Hanımefendi
Mustafa KINIKOĞLU
 
 

Üniversiteden bir arkadaşımın Hacc’dan gönderdiği fotoğrafta arkadaşım ve hanımının yanında yaşına rağmen dinçliği belli olan nur yüzlü bir hanımanne vardı. Daha sonra kendisinin yılın uzun bir zamanında Medine’de kalan, merhum Celalettin Ökten Bey’in kerimeleri Ayşe Hümeyra Hanım olduğunu söyledi ve kendisinen bahsetti. Bir de Ayşe Hanım’ın anılarını anlatan bir kitap olduğunu, onu okumamızı tavsiye etti.

Bu sıralar hatıra kitapları okuyorum, hemen bu kitabı da aldım. Bu yazıda size bu kitaptan notlar aktarmak istiyorum.

Ayşe Hanım’ın babası Cumhuriyet döneminin ileri gelenlerinden birisidir, Celalettin Ökten. İki kardeşi daha var. Erkek kardeşi yine ülkemizin arif zâtlarından Saadettin Ökten Bey. Diğer kardeşleri ise Zehra Hanım.

Celalettin Bey rüya tabir eden bir muhterem. Oğlunun müjdesini de bir rüya ile almış, ismini de âlim olsun diye Kanuni Sultan Süleyman’ın vakanüvislerinden Saadettin Taftazâni’ye nisbetle Saadettin koymuş.

Ayşe Hanım babasını anlatırken onun hocaların içinde yetiştiğini anlatıyor, hatta Abdûlhakim Arvasi Hazretleri, Babanzade Ahmed Naim Efendiler ile çok yakın olduğundan, Küçük Hüseyin Efendi, Tahir’ül Mevlevi ile tanışıklıklarından bahsediyor. Yine Mehmet Akif, Hüseyin Siret, Mahir İz, Nurettin Topçu hocanın ahbaplarından… İmam Hatip okullarının açılması da hocanın vesilesi ile olmuş.

Ayşe Hanım’ın hatıralarında bir milletin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişinin ne kadar zorlu olduğunu da görüyoruz. Örneğin validesi ilkokuldayken 5. sınıfa geldiğinde artık çarşaf giymesi gerektiğini söylemiş öğretmenleri, hatta başörtüsü ile gelince geri çevirmişler ama Ayşe Hanım lisedeyken cimnastik dersi mecburi olmuş ve ders kıyafeti de şortmuş. Ayşe Hanım rapor alarak bu dersten kurtulmuş. Benzer durum fakültedeyken de yaşanmış. Ayşe Hanım o günleri şöyle anlatıyor: “Fakültede, lisede benim gibi giyinen, düşünen arkadaşlarım yoktu. O zaman müslüman gözükmek ayıptı. Hocalarla kapalı kapılar arkasında dalga geçilirdi. Öyle arkadaşlarım vardı ki dindar gözükmeyi ikinci sınıf insan olarak kabul ederlerdi.” Bayramlarda likör vermenin adet olduğu günler… O günler aynı zamanda öz Türkçe şarlatanlığının da doruk yaptığı günler, Ayşe Hanım bunu şöyle anlatıyor: “Öyle ifrat noktalara varıldı ki, imambayıldı için “içi geçmiş dinsel kişi yemeği” yazılmıştı.”

Ayşe Hanım tıbbiyeyi bitirerek doktor olmuş. Belli etmeden hastalarının başında okuduğu için hastalar onun nöbetinde vefat etsek diye dua ederlermiş. Son devir Mevlevilerinden, MEsnevi şarihi merhum Tahir’ül Mevlevi de Ayşe Hanım’ın nöbeti sırasında hastanede vefat etmiş. Ayşe Hanım, Tahir’ül Mevlevî Hazretleri’nin ellerinde vefat ettiğini anlatıyor.

Ayşe Hanım’ın hayatı Kızılay ile hacc kafilesine katılınca değişmiş. Medine’ye gidince Efendimiz’in muhabbeti kendisini çekmiş ve kutlu beldeye sevdalanmış, bundan sonra sürekli oraya gidip gelmeye başlamış. Bu sevdası o kadar çokmuş ki babasının vefatı üzerine annesinin “Kızım, artık gitmesen, çok gittin geldin” demesine rağmen “Anneciğim hayatta bağlandığım tek yer orası, oradan koparsam hasta olur, yıkılırım” diyerek sevdasından vazgeçmemiş. Ayşe Hanım ilerlemiş yaşına rağmen halen yılın büyük bölümünde Medine’de kalıyor.

Ayşe Hanım’ın Mekke ve Medine hatıraları ilgiyle okunacak hatıralar. Her sene hacc yaptığı için Türkiye’den gelen birçok kişiyle hatıraları var, Mehmed Zahid Kotlu Hazretleri, Şeyh Nazım Kıbrısî, Medine’de mukim Ali Ulvi Kurucu merhum bu isimlerden bazıları. Kâbe baskınına şahitlik etmiş Ayşe Hanım, Kâbe’nin içine de girmiş. Tüm bu katıralar Timaş Yayınlarından çıkan “Dindar Bir Doktor Hanım” adlı kitapta…

Son olarak kitabın editörlüğü ile ilgili kısa bir not ekleyeyim, kişisel kanaatim editöryal olarak kitap daha güzel olabilirdi, bazı sorulara ne gerek var dedim içimden, bunun yerine daha güzel sorular sorulamaz mıydı? Konu geçişlerinde de arızalar hissettim. Bu eleştirimde Ertuğrul Düzdağ’ın muhteşem bir performans gösterdiği Ali Ulvi Bey’in hatıralarını okuyor olmam etkili olmuş olabilir, o kitaplardaki editör başarısının yanında bu kitap biraz zayıf kalmış.

Ayşe Hanım’a sağlıklı, hayırlı uzun ömürler dilerim, inşallah ellerinden öpmek nasip olur.

 
Etiketler: Ayşe, Hümeyra, Ökten, Hanımefendi
Yorumlar
Diğer Yazılar
Osmaneli Haber Hayırlı Olsun
Rum Diamandi’den Aşık-ı Resûl Yaman Dede’ye
Toplum Gibi Basın da Kutuplaştı
Enderûn Usulü Teravih en derin teravihi kılmaya engel değil
Sorunları Çözmeye Kendimizden Başlayalım
Diyanet İşleri’nden Çok Güzel Hareketler
İSTANBUL SEMALARI CUMA GECESİ SELÂSI İLE YANKILANDI
Siber Saldırılar
Cuma Gecesi Salâsı
Fransa Saldırıları Kimin İşine Yarıyor?
Filistin Müftüsü Emin El-Hüseynî
Hicret Ve Hicrî Yıl
Bir Bayram Hatırası
Sorun Sadece Dağdakiler Değil
Bir Gönül İnsanı: Sabri Tandoğan
Ezvâc-ı Tahirât sadece “müminlerin” anneleridir
Türkiye Yurtdışında Gerçekten Popüler mi?
BİLECİK'TE BİR RAMAZAN BAYRAMI
Kur’ân Müslümanlığı
Kardelen Dergisi 25. yıla hazırlanıyor
Bosna İzlenimleri - 2: Mostar’a var da Bilecik’e yok mu?
Bosna İzlenimleri - 1: Saraybosna Sokakları
Bilecik Seçim Sonuçları Özel İlgiyi Hakediyor
Dengemizi Kaybettik
Ölümler Karşısında Tavrımız Nasıl Olmalıydı
Kul Hakkına Ne Kadar Dikkat Ediyoruz?
Nepal’deki Deprem ve Yakılan Cesetler
Bilecik Adaylarını Google’a Sorduk
Hayaller Polat Alemdar Ya Gerçekler?
Mantık ile olmaz, muhabbet ile olur
Uçak Kazası Raporu
Çanakkale Zaferi ve Şehzadebaşı Karakolu
Çanakkale Bir İzdir
Özgecan’ın Babası ile Necip Fazıl’ın ortak yanı
28 Şubat’ı Unutmamak
Siyaset isteme mesleğidir
Annenizin Adını Biliyor musunuz?
Nasıl bir Milletvekili?
Papa kadar olamadılar
Kıyafet ile modern olunmaz
Vefatının 216. yılında Şeyh Galib Dede Hazretleri
Charlie Hebdo: Bir Batı İkiyüzlülüğü
KARDELEN DERGİSİ
Haber Yazılımı